'cumhuriyetimizin en önemli projelerinden biridir'

'CUMHURİYETİMİZİN EN ÖNEMLİ PROJELERİNDEN BİRİDİR'

Başbakan Ahmet Davutoğlu, NTV’de katıldığı programda Oğuz Haksever’in gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Tarih : 16 Ocak 2015, 22:48
Puan Ver : 'cumhuriyetimizin En Önemli Projelerinden Biridir'(6/10)2


Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Çözüm süreci cumhuriyetimizin en önemli projelerinden biridir. Küreselleşme içinde bir dayanışma psikolojisi oluşturmamız lazım” dedi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, NTV'de katıldığı programda Oğuz Haksever'in gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Çözüm süreci, Cizre olayları ve Öcalan'ın Hatip Dicle aracılığıyla Cizre'ye gönderdiği mesaj ile provokasyonların kim tarafından yapıldığı şeklindeki sorular üzerine Davutoğlu, “Çözüm süreci cumhuriyetimizin en önemli projelerinden biridir. Küreselleşme içinde bir dayanışma psikolojisi oluşturmamız lazım. Herkesin kendisini bu ülke ile kendi kaderini düşünmesi lazım. Bu böyle bir proje birileri ile müzakere için yapılan bir şey değil. Böyle bir projeyi engellemek isteyen ve Türkiye'yi Suriye ve Irak benzeri kaosa sürüklemek isteyen çok taraf var. Bazen bir taraf bazen diğer taraf bu işi provoke edebiliyor. Cizre kritik çünkü Suriye kısmı yapay sınırların üzerinde oyun oynayanlar Türkiye'yi de bu ateşin içine çekmeye çalışıyorlar. Bizde bu ateşin içine bu ülkeyi sokmamak için gece gündüz çaba sarf ediyoruz. Ama bir taraftan Türkiye'nin güvenlik hattı Irak'ın kuzeyinden geçiyor. Bu konuda tereddüt gösterdiğinizde cesaretinizi kaybettiğinizde bir müddet sonra içeriye doğru olaylar yansır” dedi.



“HATİP DİCLE'NİN VERDİĞİ MESAJLAR OLMASI GEREKEN ŞEYLERDİR”

“Birileri Cizre'ye bu şekilde Suriye olaylarını Irak'taki gelişmeleri Cizre'ye yansıtmak için hesaplar içine girdiler. Bu işin bir yönü” diyen Davutoğlu, şunları söyledi:

“Başka bir yönü de, çözüm süreci bütün toplumu kuşatırken taraflar bu sefer farklı siyasi kanatlar arasında itilaf çıkıyor. 6-7 Ekim Kobani olaylarıyla çıkan tabloda kamu düzeni ihdas etmekte kararlıyız. Hatip Dicle'nin verdiği mesajlar olması gereken şeylerdir. Bunun içinde Cizre'de ne gerekiyorsa yapacağız. Ve 12 yaşında bir çocuk hayatını kaybetti. Hepimiz üzgünüz. Hemen bir provokasyon polis kurşunuyla diye. İçişleri bakanımızı aradım bir şey kullanıldı mı orada diye hayır efendim dedi. Gösteriyi dağıtmak için gaz kullanılmadı su bile kullanılmadı. Sonra ortaya çıktı av fişeği ile vurulmuş. Bunlar devletle halkı karşı karşıya getirmek için nasıl çaba gösterebileceğini ortaya koyuyor. Bir kere daha bölgedeki vatandaşlarımıza sesleniyorum devlet kamu düzenini ihdas etmek için ne gerekiyorsa o adımı atacaktır.”



“VARSA BİLDİĞİ BİR ŞEY BİZİMLE PAYLAŞSIN”

Oğuz Haksever'in Selahattin Demirtaş'ın Cizre'de devlet içine çöreklenmiş bir grubun işi olduğunu iddia etmesi söz konusu söylemine karşın Davutoğlu, “Bu çok kolaycı bir şey. Varsa bildiği bir şey bizimle paylaşsın. Bu provokatörlerin ve şiddet yanlısı unsurların üstüne nasıl gidersek devlet içinde varsa onunda üstüne öyle gideriz. Şiddeti körükleyip devlet içinde bazı unsurlar derse inandırıcı olmaz” diye konuştu.

Çözüm sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Davutoğlu, “Çözüm süreci gibi bir süreçte bırakın seçimi bu akşam bir şey olacak dense her şeyi terk eder onu yaparız. Ülkenin bekasını düşünenler için seçim sadece geçilmesi gereken bir eşiktir. Çözüm sürecinde silahsızlanma noktasına gelinse seçimi kaybedeceğimizi bilsek Türkiye'nin geleceğini kazanmak için o adımı atarız. Ki olabilecek başka kayıplar olmasın. Bundan sonraki aşamada Cizre bunun için bir testtir kamu düzenini ülkenin her bir köşesinde ihdas etmek konusunda. Onu yapar yapmaz bundan sonraki adımlar üzerine düşüneceğiz. Ama kimse bizden şunlar şunlar yapılsın sonra belki silahları bırakırız yok. Siyasetin konuşulduğu yerde silah olmaz, fikrin konuşulduğu yerde şiddet olmaz. Eğer silaha ve şiddete meşruiyet kazandırırsanız kamu düzeni kalmaz. Kamu düzenin de meşru güç kullanma yetkisi halktan yetki almış hükümetler tarafından kullanılır. O halkın huzurunu sağlamak için. Bir yanlış yapılırsa da o hükümet hesap verir. Varsa birinin bir teklifi şunu yaparsak toplumsal barış güçlenir onu tartışırız. Ama ben kendi projem için şiddet kullanacağım derse orada dur deriz” dedi.



“25 SEKTÖRE DÖNÜŞÜM PROGRAMI AÇIKLADIK BİN 350 EYLEM PLANIYLA”

Başbakan Davutoğlu, Haksever'in, ‘Son günlerde iki önemli paketler açıkladınız. Bunlardan birisi şeffaflık bir diğeri imar. İmar konusunda epey ayrıntı var. Şeffaflık konusunda akla siyasi etik meselesi geldi. Meclis başkanının da hadi parlamentonun 25.dönemine hediye bırakalım olabilecek bir şey görüyor musunuz?' sorusu üzerine şunları söyledi:

“Hükümeti kurduktan sonra bir planlama yaptım. Hemen müdahil olunması gereken konular vardır çözüm süreci gibi ve çıkabilecek krizleri müdahil olma sorunu. Partinin kongre takvimi ve seçimlere doğru giden sürecin idare edilmesi ve birde restorasyon çalışmalarının ihya ve inşa faaliyetinin yapısal unsurlarını korumak üzere yapılacak çalışmalar. Her bakanlığı ziyaret edip ne yapılabilir burada ne yapılması gerekir diye bir resmi çıkarmaya çalıştık. Bir kere 25 sektöre dönüşüm programı açıkladık bin 350 eylem planıyla. Makro ekonomik kısmını ilan ettik ve önümüzdeki hafta sosyal boyutu ilan edip bu 25 sektörü tamamlayacağız. Bu ekonomi de çok büyük sektörel dönüşümü ve ekonomik hayatımızın doğasını etkileyecek bir dönüşüm projesi. Bunlarda sadece birisini ayırıp özel olarak çalışan kadınlarımızın imkanlarının genişletilmesi ve ailenin ve dinamik nüfus yapısının korunması, nüfusu genç bir ülkenin işsiz kalması halinde her türlü kaosu bekleyin. 90'lı yıllarda basit bir formül bulunmuştu. Doğum kontrolü yapalım nüfusu azaltalım işi verelim zamanlar yaşlanırsa o zaman bakarız. Biz de nüfusu arttıralım ve iş bulalım diye tam tersini yaptık. Bu mesela inşa edici bir düşünce. Bunun birçok unsuru var”



“ŞEFFAFLIK MESELESİ BİR ZİHNİYET MESELESİDİR”

En çok şeffaflaşma konusu üzerinde durduklarını ifade eden Davutoğlu, “Şeffaflaşma 12 yıl içinde bizim en çok üzerinde durduğumuz bir mesele. Daha önce çok sayıda kanunla bir altyapı vardı. Yeni eşik olarak bu hesap verilebilirlik ve şeffaflaşmayı öne çıkardık. Siyasetin finansman alanlarıyla ilgili çok önemli tedbirleri açıkladık. Siyaset bir güç kullanma alanı finansmanda bir güç. Bu iki güç birleşirse ve bu şeffaf olmazsa birinin diğerini ifsat etmesi söz konusu olabilir. Biz bu anlamda cumhurbaşkanlığı seçiminde denenen ve başarılı olan yöntemi herkes yardım yapacaksa açık yapsın gizli saklı ben şu partiye şu yardımı yaparsam şöyle bir çıkar elde ederim gibi bir hesap içine kimsenin girmemesi lazım” diye konuştu.

“Şeffaflık meselesi bir zihniyet meselesidir” diyen Başbakan Davutoğlu, “Siyasiler toplumun önündeyiz biz. Yanlıştan kaçınmamız gerekir ama yanlıştan kaçınmak bütün toplumun sorumluluğundadır. Onun için mal bildirimi esasıyla yayıyoruz yargı mensuplarına, grup başkan vekillerini medya yetkililerine, sivil toplumla ilgili düşüncelerimiz de var. A Partisine B partisine yapılan yardım nedir görülsün şu şu kadar yardım yapmış. Milletvekilliği benim ürpererek üstlendiğim bir sorumluluk. Milletvekili tabiri o kadar ağır ki. Ama bir hesap verme makamı olarak bütün milletin yükü omuzlarımızda. Dünyanın en şerefli makamlarından biri milletvekilliğidir. Değişik kanunlarda olan milletvekilleriyle ilgili düzenlemeleri bir kanunda toparlayıp bunun içine anlaşılan etik unsurları da koyarak onurlu bir görev üzerinden sürebilecek spekülasyonları ortadan kaldırmayı düşünüyoruz. Seçimlerden önce olması için çabalıyoruz” diye konuştu.

İmar paketi konusuna da değinen Başbakan Davutoğlu, “İmar konusunu açıklarken 14 Ocak'tan itibaren dedim ki bundan sonra yapılan çalışmalar bunun parçası olacağı bilinsin. Bu bir vergi değildir. Bir vatandaşımızın binası ya da arsası olduğu yerde değer kazanıyorsa bütün hepsi ona aittir. Vatandaşımızın bir binası var duruyor orada değer kazanıyor. Ama aynı arsada bir kamu kararı alınarak bir değer artışı olmuşsa yani yan yana olan iki arsadan birinden talep geliyor ve onun imar planı değişiyor o andan itibaren orada da değer kazanıyorsa bu o arsanın sahibi olan kişinin emeğiyle kazanıp ürettiği bir şey değil kamu otoritesinin aldığı bir kararla kazanılan bir şey. Orada o kazancın kaynağı olan kamuya dönmesi lazım. Bu kesinlikle Türkiye'de inşaat sektörünün olumsuz etkilenmesine yol açacak bir husus değil. Bir düzen gelmesi inşaat sektörünün verimliliğini arttıracaktır” dedi.

(İHA)

 






Etiketler:   Cumhuriyetimizin  En  Önemli  Projelerinden  Biridir    İstanbul  haber

Bu Haberle İlgili Yorumlar

BU KATEGORİDEKİ İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER