hepimiz chalie'yiz mi diyelim?

HEPİMİZ CHALİE'YİZ Mİ DİYELİM?

MHP lideri Bahçeli, partisinin TBMM’deki grup toplantısında yaptığı konuşmada, 7 Ocak günü, Fransa’da meydana gelen terörist saldırıların terörü yeniden dünyanın gündemine taşıdığını vurguladı.

Tarih : 13 Ocak 2015, 13:21
Puan Ver : Hepimiz Chalie'yiz Mi Diyelim?(8/10)4


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 'Nijerya'da katledilen 2 bin kişiyi ağzına alan olmuş mudur? Nijerya'ya Fransız kalanlar, Paris'te ne kadar samimidir? Mukayese etmek istemezdim ama, 2 bin mi çoktur, 17 mi fazladır?' diye sordu.

MHP lideri Bahçeli, partisinin TBMM'deki grup toplantısında yaptığı konuşmada, 7 Ocak günü, Fransa'da meydana gelen terörist saldırıların terörü yeniden dünyanın gündemine taşıdığını vurguladı. Yaşanan bu olayla birlikte, terörizmin lanetli yüzünün çok iyi tanınması gereğinin bir kere daha ortaya çıktığını anlatan Bahçeli, şunları söyledi:

'İnsanlık çok ciddi ve dramatik bir terör sorunuyla karşı karşıyadır.Ve bu yeni bir şey değildir. Terör, hangi ülkede ortaya çıkarsa çıksın, hangi gerekçelere dayanırsa dayansın ve bahanesi ne olursa olsun, hain ve vicdansız niyetini gizleyemeyecektir. Kimden gelirse gelsin terör faaliyetleri utanç verici bir eylem, insanlık dışı bir eğilim, aşağılık ve iğrenç bir yöntemdir. Çağımızın terörle anılması, terörün tesirinde kalması, asimetrik girdaba hapsolması insani kazanımlar adına gerileme ve üzüntü vericidir. Hemfikir olmamız gereken yalın gerçek şudur: Fransa'da bir mizah dergisine düzenlenen ve arkasından bir markette rehin alınanların ölümüyle sonuçlanan menfur suikast zinciri kuşku yok ki insanlık suçudur. Terör eylemine kurban giden 17 kişi taraflı tarafsız herkes tarafından sahiplenilmiş, teröristler şiddetle telin edilmiştir. İnandığımız bir şey varsa o da şudur: Hiçbir gerekçe, hiçbir gaye sivil ve masum insanların hunharca öldürülmesini haklı ve meşru çıkaramayacaktır. Öncelikle bu gerçeğin açık bir şekilde anlaşılması ve herkesçe ama diye başlayan cümlelere sığınılmadan kabul edilmesi lazımdır.'

Terörün mahiyetinin gerekçelerinde değil tahrip ettiği, insan hayatına yönelttiği yıkıcı etkilerde ortaya çıktığını anlatan Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

'Terör, insanın varlığını ve yaşama hakkını vahşice ortadan kaldırma eylemidir. Bu nedenle dünyanın her tarafında kendilerini nasıl göstermeye çalışırlarsa çalışsınlar teröristler katildir, kan döken insanlık artıklarıdır. Terör bir insanlık ayıbıdır ve yine insan suretinde gezenlerin kendi türüne karşı yönelttiği en ahlaksız, en acımasız saldırı biçimidir. Terörizm, insanlığın binlerce yıllık tarihi içerisinde yaşanan acı olaylardan elde ettiği makul çözüm yollarını, yöntem ve amaçlarını reddeden ilkelliktir.”



'TERÖRİSTİ SİYASİ MÜCADELE YÜRÜTEN BİR OLARAK GÖRME EĞİLİMİ...'

Fransa'daki terör dehşetine karşı insanlığın ortak tepki göstermesi ve bu ülkede yüzbinlerin teröre karşı cephe almasının uluslararası toplumun bilinçlenmesi için son derece yararlı olacağını anlatan Bahçeli, sözlerine şöyle devam etti:

“Eğer bir toplumda, hatta uluslararası alanda, teröristi 'siyasi mücadele' yürüten birisi olarak görme eğilimi varsa, bu durum hastalıklı, marazi tiplerin teröre yönelmelerini sağlayacaktır. Bu da, bir nevi terörü teşvik ederek ödüllendirmek ve taltif etmek anlamına gelmektedir. Bugüne kadar değişik terör hareketleri karşısında takınılmış olunan tavır, genellikle teröristleri cesaretlendiren bir yönde cereyan etmiştir. Bu gerçek hepimizce bilinmektedir. Bazı güç odaklarının, hedef seçilen ülkeleri dizayn ve istikrarsızlaştırma amacıyla terör örgütlerini kiralaması, yönlendirmesi, kullanması terörizme karşı ortak bir anlayış ve tavır geliştirmeyi şimdiye kadar güçleştirmiştir.'



ÇİFTE STANDARDA VURGU YAPTI

Bahçeli, sadece Paris'te kan akmadığını belirterek şöyle konuştu: 'Ölümler sadece Paris'te yaşanmamıştır. Teröristler sadece Avrupa'da boy göstermemiştir. Türkiye on yıllardır terörün acı ve kahredici yüzüyle boğuşmaktadır. Ortadoğu, teröristlerin üreme bölgesi, küresel jeopolitik ve jeostratejik planlara müzahir şekilde kullanılan kaos coğrafyasıdır. Komşu ülkelerde hangi taşı kaldırsak altından ya bir tarihi hesap, ya bir paylaşım kavgası ya da etnik ve mezhep gerilimi üzerine tuzaklanmış anlaşmazlık hali çıkmaktadır. Böylesi bir belirsizlik ikliminde, böylesi sisli ve sinsi ortamda kimi zaman selefi, kimi zaman bölücü, kimi zaman farklı nitelikteki terör örgütleri yaşama imkanı bulmuşlardır.'

Terör imalatçısı ülkelerin, terör baronu çevrelerin özellikle Türk-İslam dünyasına maşaları aracılığıyla ölüm yağdırdığını, ölüm saçtığını anlatan Bahçeli, şöyle konuştu: 'Fransa'da katledilen 17 kişiye elbette üzülelim, elbette bu acıyı paylaşalım. Zira insani vecibe ve ödevler bunu şart koşmaktadır. Ama aynı duyarlılığı, aynı vicdani tutumu; Avrupalı liderlerden, Avrupa halklarından Kerkük için beklemek, Musul için istemek, Gazze, Şam, Bağdat, Trablus, Sana, Mogadişu için talep etmek de en doğal hakkımızdır. 7 ocakta Fransa'da vuku bulan kanlı döngüye karşı 11 ocakta Paris Cumhuriyet meydanında toplanan başta birçok ülke ve devlet başkanıyla birlikte insanlık, benzer hassasiyeti Türk ve Müslüman için de sergileyebilecek erdemi gösterebilmelidir.”



'2 BİN Mİ ÇOKTUR 17 Mİ?'

8 ocakta, Nijerya'nın kuzeydoğusunda yer alan Baga kasabasında Boko Haram militanlarının yaklaşık iki bin kişiyi acımasızca öldürdüğünü hatırlatan Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Şimdi sorarım sizlere, 17 kişi için yollara düşen, dünyayı ayağa kaldıran ülke ve kuruluşlardan Nijerya'daki 2 bin kişiyi ağzına alan olmuş mudur? Nijerya'ya Fransız kalanlar, Paris'te ne kadar samimidir? Mukayese etmek istemezdim ama, 2 bin mi çoktur, 17 mi fazladır? Yıllardır Kerkük'te bombalar patladı, Türkmenler soykırıma tabi tutuldu, suikastlar düzenlendi, Türkmeneli ölüm parantezine alındı. Bir günde yüzlerce soydaşımızı kaybettik. Ne var ki uluslararası toplumun hatırına toplanıp yürümek hiç gelmedi. Yıllardır Müslümanlar katledildi, kadınlara, kızlara tecavüz edildi, insani değerler mezara girdi. Ne var ki, bırakınız kortej halinde yürümeyi, tepki gösterene bile çok az rastlandı. Kabil ağladı, Kahire hüzünlendi, Trablus kederlendi, Doğu Türkistan heder oldu, Bosna düştü; şu vicdansızlığa bakınız ki, kimseler dönüp bakmadığı gibi gündemine bile almadı. IŞİD'i silahlandırıp Ortadoğu'ya pimi çekilmiş bomba gibi bırakanlar, PKK'yı, PYD'yi, El Kaide'yi, El Nusra'yı, DHKP-C'yi kışkırtıp ölüm emri verenler arkalarına yaslanarak mazlumların ölümünü film gibi izlediler. Petrol için cinayet işlendi, haritalarla oynandı, ülkeler istila edildi. Buna karşılık ne bir utanma hali görüldü, ne de bir vicdan azabı duyuldu.'



FRANSA, KATİLLERİ KORUDU

Fransa'yı eleştiren Bahçeli, sözlerine şöyle devam etti: 'Fransa, düne kadar Türk milletine namlu çevirmiş eli ve vicdanı kanlıları en üst düzeyde kucakladı, bir dediğini iki etmedi. Şimdi bunları unutalım ve hafızamızdan çıkaralım mı? Bir şey olmamış gibi davranarak ölenle ölünmüyor kılıfıyla hepimiz Chalie'yiz mi diyelim?'

Fransa'nın nadiren yaşadığını Türkiye ve komşu ülkelerinin her gün yaşadığını anlatan Bahçeli şunları söyledi: 'Bunu görmezden mi gelelim? Kimsenin ölmesini istemeyiz, öldürülmesine tahammül edemeyiz. Ancak kayıpları için haklı olarak taziye ve vicdani yakınlık isteyenler, önce on yıllardır akan masum kanların iç muhasebesini yapacak fazileti gösterebilmelidir. 8 ocakta, Suudi Arabistan'daki intihar eylemi dünyanın gözü önünde gerçekleşmiştir. Ama kimseden çıt çıkmamıştır. 7 ocakta Yemen'in başkenti Sana'da çok sayıda kişinin ölümüyle neticelenen saldırıyı konuşan dahi olmamıştır. Irak'ta her gün onlarca insan canından olmaktadır. Ama bunu mesele yapan kat'iyen yoktur. Biz teröre kundaktaki yavrularımızı verirken, teröristler Paris sokaklarında geziyorlardı. Karakollarımız basılıp Mehmetçikler toprağa düşerken, caniler Avrupa'nın değişik ülkelerinde kurulan cinayet sofralarında tıka basa doyuruluyorlardı. Ve nihayetinde ‘birkaç Mehmetçik öldü diye Meclis toplanmaz' diyen sefil zihniyet, 17 kişi için koştura koştura soluğu Fransa'da almış, Fransa'da kuyruğa girmiştir.”



BAŞBAKAN'A NETANYAHU ELEŞTİRİ

MHP lideri Bahçeli, Meclis'te pratisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, “Ne tuhaftır ki, Başbakan Davutoğlu terörist devlet diye suçladığı İsrail'in Başbakanıyla birlikte Paris'te aynı safa girmiştir. Çelişkiye bakınız ki, bölücü terörle Türkiye'de masaya oturan, Kandil'in vagonu olan bir zihniyet Paris'te teröre karşı yürümüştür. Türkiye'yi teröristlerin geçiş güzergâhı haline getiren, hangi terör örgütüyle düşüp kalktığı artık belli olmayan iktidar Paris'te ortak tepkiye katılmıştır.Acaba Başbakan Davutoğlu, bu kafa ve vicdan bunalımını nasıl atlatacaktır?“Dünyanın neresinde olursa olsun, teröre karşı sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz” diyen Başbakan'ın gerçekte sesini duyan, iradesini hisseden var mıdır? “ ifadesini kullandı.

Başbakanın terör tehdidinin büyük olduğundan yakındığını vurgulayan Bahçeli, şunları kaydetti:

“Kendisine günaydın demekten başka yapabileceğimiz şu an için bir şey yoktur. Biz yıllardır bu kapsamdaki tehlikeleri sıralıyorken, hayal görüyorsunuz, korkutuyorsunuz, vehim yapıyorsunuz, büyütüyorsunuz, şehit istismarına kalkışıyorsunuz diyen siyaset kirlenmişliği, bugün tehdidin büyüklüğünden şikâyetçidir. Oslo'daki pazarlıklarda görevli AKP'li memurlar, teröristlere, “Türkiye'nin her yerini bombayla doldurdunuz” derken tehdit olmuyor da, Paris'te mizah dergisi basılınca mı tehdit oluyor? Doğu ve güneydoğundan bayrağa sarılı naaşlar gelirken, caniler yol kontrolleri yapıp ehliyet ve ruhsat denetimine kadar işi götürmüşken, bir şey olmuyor da, Paris'te silahlar patlayınca mı mesele oluyor? 6-7 Ekim olaylarında 50'ye yakın insan ölürken, Cizre'de teröristler uzun namlulu silahlarla çatışıp devletin egemenlik haklarını dinamitlerken tehdit görülmüyor da Paris saldırısı mı tehdit olarak algılanıyor? Türkiye'de uyuyan terör hücrelerinin aktif hale gelmesi, AVM'lere, sivil hedeflere, askeri ve emniyet güçlerine saldırı planları önemsenmiyor da, sıra Paris'e gelince mi akıllar başa geliyor? Başbakan Davutoğlu nerede yaşamaktadır, kendisini hangi ülkenin Başbakanı sanmaktadır? Başbakan teröre karşı ilkesel tutumdan, bunu da dünyanın her yerinde tekrar etmekten bahsetmektedir. Hakikaten bu ilkesel tutumu çok merak ediyor, neleri içerdiğini, hangi değerlerle kesiştiğini sorguluyoruz. İmralı canisine teslim olmak ilkesel bir tutum mudur? Etnik ve mezhep temelli ayrımcılığı provoke etmek ilkesel bir tutum mu, iffetsiz bir tarz mıdır?Türkiye'ye tuzak kurmak, millete ve vatana ihanet etmek ilkesel mi, ilkesizlik midir? Davutoğlu ve saraylarda medya ayarlaması yapan, Türk milletini uçuruma sürükleyen 17-25 Erdoğan ilkeden, ilkeli olmaktan ne anlamaktadır?”



'BATI ÖZELEŞTİRİ YAPMALI'

“Artık kabul etmeliyiz ki, iktidar teröre karşı tüm kozlarını kaybetmiş, yolsuzluk çetelerine karşı tüm mevzilerini boşaltmış, dört bir yandan sarılmıştır” iddiasında bulunan Bahçeli sözlerini şöyle sürdürdü:

“Başbakan Paris yollarına düşmeden evvel, yürüyüşe bizzat katılarak, teröre karşı dayanışma ilkesini bir kez daha göstereceklerini vurgulamıştı. Ülkemizde teröre danışan, teröre dayanan, teröristlerle dayanışma içinde olan Davutoğlu'nun Paris'te farklı bir maske takarak yürüyüşe çıkması kızarmayan yüzün eseridir. Türkiye'nin şerefli ismini terör örgütleriyle yan yana getiren, Türk milletinin tarihi haklarını lekeleyen bugünkü iktidardan kanun ve mahşeri vicdan huzurunda hesap soracak, yaşanan rezillikleri kimsenin yanına bırakmayacağız.”

Fransa'da vuku bulan trajedinin bir taraftan terörizmle mücadele ederken, diğer taraftan batı ülkelerinin bir özeleştiri yapması, çifte standartlardan kaçınması bakımından bir dönüm noktası olması gerektiğini vurgulayan Bahçeli, “Bilinen bir gerçeği tekrar edersek, dünyada terörden en fazla zarar gören, teröre en ağır bedeli ödeyen ülkelerin başında Türkiye gelmektedir. Geride kalan yıllarda ülkemizin terör kuşağına alınmasında, uluslararası siyaset sahnesinde yalnız bırakma ve tarihi hesapları görme kurnazlıkları vardır. Bu marazi anlayış, terör hangi ülkede ortaya çıkarsa çıksın, tahrip ettiği temel hedefin insan ve insanlık onuru olduğunu göz ardı etmiştir. İnsanlığın bugünü ve yarını için, yaşanılan büyük acılardan dersler çıkarmak çok önemlidir. Uluslararası toplum, bu olaylardan elde ettiği tecrübe ve değerlendirmelerini daha güzel bir dünya için kullanabilmeyi başarabilirse, acılar hafifleyecek, unutulmasa da teselli bulunabilecektir. Bilinsin ki, siyasi mücadele ve araçları, şiddet ve şiddet yöntemlerinden tamamen farklıdır.

Bu bakımdan terör, bir siyasi faaliyet değil; meşruiyeti olmayan, ahlaki değer taşımayan, vicdan tanımayan bir ölüm makinesidir. Terörist ise, insanlık düşmanı canilerin kolektif ismidir. Dolayısıyla, terör örgütlerinin boyutları, sözde amaçları, propaganda vasıtaları, hitap ettiği ideolojik arka planlarıyla yeşerdiği motivasyonun niteliği, hiçbir şart altında terörizm gerçeğini değiştirmeye yetmeyecektir” diye konuştu.



'ÇOK SAKAT VE ÇARPIK'

“Terörü uluslararası siyasetin bir aracı olarak görmek vahşeti küreselleştirmek anlamına gelecektir ki, uzun yıllardır olan da budur” diyen Bahçeli şöyle devam etti:

“Terör, dünya çapında bir tehdit ve insan canına, insan hafızasına, insani değerlere yönelmiş yok etme eylemidir. Bu nedenle teröre karşı uluslararası müeyyidesi olan siyasi, hukuki ve pratik eylem zemini oluşturmak bir zorunluluktur. Artık terörizmle ilgili kavram ve yöntemler netleştirilmeli, çok zayıf durumdaki uluslararası işbirliği ağı güçlendirilmelidir. Fransa halkına yönelik insanlık dışı saldırıyla birlikte medeniyetler ya da dinler çatışması senaryolarının da, tekrar çok hızlı bir biçimde ve düşüncesizce tedavüle sokulduğu görülmektedir. Bu, her şeyden önce beşeriyetin varlığına yönelik bir tehdittir ve gerçeklerle hiçbir ilgisi yoktur. Çünkü, böyle bir anlayış ve propaganda, bütün insanlığın dayanışma içinde bulunması gerçeğine, küresel barış ve huzura yönelik vahşi bir infaz olacaktır. Ayrıca, terörü bir yöntem olarak kullananların, barış, hoşgörü ve yardımlaşma dini olan İslamla ilişkilendirmeleri, teröristlerin Müslüman toplumları temsil ettiği iddiasını dile getirmeleri çok sakat ve çarpık bir anlayıştır. Avrupa ülkelerinde kaygı verici düzeylere tırmanan ırkçılık ve İslamofobi kültürlerin tanışmasına ve bir arada yaşamasına başlıca engeldir. Bütün ülkeler böylesi bir tarihî ve siyasi hataya düşmekten şiddetle kaçınmalıdır. Müslüman'ın teröristi olmaz, teröristin dini, milliyeti, mezhebi, kimliği, cinsiyeti, fikriyatı olmaz, olamayacaktır. Küresel vicdan, küresel adalet, küresel hoşgörü, küresel işbirliği tesis edilmez ve nefes alamazsa, insanlık adı konulmamış bir dünya savaşının içine yuvarlanacaktır. Bilinmelidir ki, İslam'ın gerçek mesajları idrak edildiği, barış ve kardeşliğin evrensel ilkeleri benimsendiği anda ortalık sütliman olacaktır. Emperyalizmin bitmek bilmeyen oyunlarını Türk-İslam alemi püskürttüğü taktirde cepheleşmeler son bulacak, ahlaki ve adaletli yönetimler milyarlarca insanın iradesiyle tesis edilecektir. Petrolün önüne erdem, gazın ilerisine ahlak, sömürünün yerine adaletli paylaşım geçmedikten sonra kurtuluş çok uzaktadır. Halepli bir anne gülümseyerek çocuğunu uyandırdığı gün, Gazzeli bir baba neşe ve rahatlık içinde evladını parklarda gezdirdiği gün, Bağdatlı, Kerküklü, Trabluslu, Sanalı bir dede huzur içinde torununun başını okşadığı gün her şey bambaşka olacaktır.

Afrikalı bir anne, çocuğuna tabaktaki yemek bitecek diye çıkıştığında dünya umuda kanatlanacak, eli silahlı teröristler tamamen dışlandığı zaman yeryüzü huzur ve esenlik dolu bir sabaha kalkacaktır.”

(İHA)

 






Etiketler: Hepimiz  Chalie  Yiz  Mi  Diyelim  Ankara  haber

Bu Haberle İlgili Yorumlar

BU KATEGORİDEKİ İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER